Obezite İle Mücadelede Önemli Hamle: Okul kantinlerindeki yasaklar

Prof. Dr. Dündar Akşam Gazetesine, obezite ile mücadele kampanyası kapsamında   okullardaki kantinlerde uygulanmaya başlayan satış yasakları  ile ilgili demeç verdi.

“Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki,  obezite son yıllarda çocukluk yaş grubu için de en önemli sağlık problemi haline gelmiştir. Son 10 yılda % 4 düzeyindeki sıklıklar, %10-15’lere yükselmiştir. Bu oranlara obez olmayan ancak obez olma riski yüksek fazla kilolu çocukları da katarsak, çocuk nüfusumuzun ¼’nün çok ciddi tehlike altında olduğunu söyleyebiliriz.  Erişkin dönemde obez olanların 1/3’ünde obezite çocuk­luk çağında başlamaktadır. Obezite bu hızla artmaya devam ederse, gelecek yıllarda diyabet ve kalp hastalığı sıklığında büyük bir patlama olacağını söylemek zor değildir. Bütün bu nedenlerden dolayı obezite ile mücadelede atılacak her adım son derece önemlidir.

Çocukluk çağı obezitesinde;  genetik ve çevresel faktörlerle, beslenme yanlışlıkları en önemli nedenleri  oluşturmaktadır.  Kişide obeziteye yatkınlık oluşturan genetik faktörlere yapılacak fazla bir şey yok, ama sedanter yaşam gibi çevresel faktörler ve beslenme ile ilgili  yanlışlıklarla  mücadele, çocuklarda obezitenin önlenmesinde son derece önemli.

Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarımızın okul kantinlerinde obeziteyi önleme amaçlı  aldığı önlemler son derece önemlidir. Biz Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği olarak bu kampanyayı  ve önlemleri destekliyoruz.  Özellikle gazlı içecekelerin yasaklanması önemli bir gelişmedir. Gazlı içecekler içerdikleri yüksek fosfat nedeniyle kemik sağlığını olumsuz etkilediği gibi,  yüksek kalori içerikleri  ile çocuklarda obezitenin başlıca sebebi oldukları  birçok bilimsel çalışmada gösterilmiştir. Yine gazlı içeceklerle insulin direnci ve diyabet gelişimi arasında yakın ilişki bulunmuştur.

Ancak alınan  önlemlerde bazı eksiklikler olduğunu da vurgulamak isterim.  Örneğin  şu anda satılmasına izin verilen hazır meyve suları ve benzeri içecekler de   yüksek şeker ve karbonhidrat içermektedirler. Bazen çocuklar günlük alması gereken kalorinin neredeyse yarısını bu tür içeceklerle almaktadırlar. Bu tür içecekler de yasaklanmalıdır. Yine okul kantinlerinde satılan çikolata ve bisküvi  gibi  yiyeceklerin de, yasaklanan cipsler ve gazlı içecekler  gibi glisemik indeksleri yüksektir. Glisemik indeksi yüksek yiyecekler kan şekerini hızla yükseltip, insulin hormonunun aşırı salgılanmasına ve kısa sürede  tekrar acıkmaya ve vücutta yağ depolanmasına neden olurlar. Bu tür ürünler ayrıca oldukça  yüksek kalori içermektedirler. Okul kantinlerinde bunların da satışını da  doğru bulmamaktayım.  Peki okul kantinlerinde ne satılmalı derseniz, daha doğal gıdalar, örneğin gazlı içecekler ve hazır meyve sularının yerine süt ve ülkemize özel içeceğimiz ayranı  özendirmek gereklidir. Süt kemik gelişimi için de son derece önemlidir. Ayran hem glisemik indeksi düşük, hem kalorisi yüksek olmayan, hem de içerdiği yararlı bakterilerle bağışıklık sistemimizi güçlendiren oldukça faydalı bir içecektir. Taze meyve ve taze sıkılmış meyve suları satılabilir. Tatlı olarak sütlü tatlılara ağırlık verilebilir.

 

Esasında öğrencilerin bu tür yiyeceklerle beslenmesini önlemenin en önemli yolu, okullarda mutlaka  öğün saatlerinde normal yemek çıkarılması ve mümkünse ücretsiz olarak öğrencilerin normal öğünde diyetisyen kontrolünde hazırlanmış, sağlıklı ve dengeli  yiyeceklerden oluşan menülerle yemek yemelerinin sağlanmasıdır. Bu sağlanırsa zaten kantinde satılan gıdalara talep oldukça azalacaktır. Ayrıca çocukların en önemli öğün olan kahvaltıyı mutlaka yapmalarının, öğün atlamamalarınını  sağlanması gerekmektedir.

Başta da belirttiğim gibi sadece beslenmenin düzenlenmesi  obezitenin önlenmesinde yeterli değildir. Çocukların mutlaka spor yapmaya teşvik edilmeleri, bilgisayar ve televizyon başında fazla vakit geçirmemelerinin sağlanması gereklidir. Çünkü sedanter yaşam alınan ve harcanan kalori arasındaki dengeyi bozmakta ve obezitenin artmasına yol açmaktadır. Bu amaçla okullarda beden eğitimi ders saatlerinin artırılması gerektiğini düşünüyorum.

Obezite ile mücadelede yasaklar elbette önemlidir ama en önemlisi toplumdaki farkındalığın artırılmasıdır. Özellikle toplumumuzdaki “şişman çocuk sağlıklı çocuktur” algısının kırılması,  obezitenin mutlaka doktora danışılması  ve tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu algısının ise yükseltilmesi gereklidir.”

Prof. Dr. Bumin DÜNDAR

Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Genel Sekreteri

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim üyesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir