Etiket: yardımcı doçent

Önceki Haberler

ÖĞRETİM ÜYELERİNİN MAAŞLARI

Sayın Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya Cumhurbaşkanımız tarafından YÖK Başkanlığına atandı. Öncelikle kendisini tebrik ediyor ve başarılar diliyoruz. Kendisinin YÖK Başkanlığına atanması ile birlikte YÖK’te olumlu yönde ciddi değişiklikler ve yeniliklerin olacağının ilk işaretlerini almaya başladık. Bunlardan bence en önemlilerinden biri üniversitelerimizde çalışan değerli öğretim üyelerinin YÖK’e seslerini duyurabilmelerini amaçlayan bir forum sitesinin YÖK internet sitesinde hizmete girmesi. Burada öğretim üyeleri çeşitli konulardaki görüş ve düşüncelerini serbestçe paylaşma imkanı buluyorlar. Bence son derece yerinde bir uygulama, birçok resmi kurum için de örnek teşkil etmeli.
Bu forumdan da anlıyoruz ki öğretim üyeleri birçok sıkıntılara sahipler. Üniversitelerimizdeki yapısal sorunlar ve işleyişten kaynaklanan sıkıntıların yanı sıra, en önemli meselelerden biri öğretim üyelerinin özlük hakları ve aldıkları ücretler gibi gözüküyor. Geçtiğimiz 20 yılda değişik dönemlerde birçok meslek grubunda çalışanların ücretlerinde çok ciddi iyileştirmeler yapılmasına rağmen, onların yetişmesinde büyük emekleri olan ve Türkiye’nin en önemli dinamiği olan üniversitede çalışan öğretim üyelerinin maaşlarında yeterli iyileştirmeler maalesef yapılmadı. Üniversiteler öğretim üyesi ve uzmanlaşmış personel bulmakta zorlanır hale geldiler. Özellikle tıp alanında, performans uygulamaları ile öğretim üyeleri gelirleri biraz iyileştirildi ancak bu iyileştirmeler hem emekliliğe yansımadığı hem de alınan performans ücretlerinde aynı ortamda çalışanlar arasında çok ciddi farklar oluşturduğu için yaraya tam merhem olamadı. Yakın gelecekte özellikle performans sisteminden yeterince yararlanamayan temel bilimler ve bazı belli branşlarda sıkıntının daha da artacağı tahmin edilmektedir. Tıp dışında çalışan öğretim üyelerinin ücret konusundaki sıkıntıları ise artarak devam ediyor. Durumu daha net izah etmek için YÖK forumunda yazılanlara bir göz atalım:

“Birçok meslek grubuna iyileştirme yapılmasına rağmen, öğretim üyesi maaşlarına herhangi bir iyileştirme yapılmıyor, dolayısıyla; 4 sene fakülte+ yüksek lisans + doktora = yaklaşık 10 sene emek harcayıp Yardımcı Doçent ünvanı alan bir öğretim üyesi, öğretmen, polis ve askerden daha az maaş alıyor. Ayrıca öğretim üyesi, maaşıyla kongreye gitmek, yurt dışına çıkmak ve sosyal faaliyetlerde bulunmak zorunda. Diğer meslek grupları gibi maaş sadece kişisel harcamalara yapılmıyor. Çok adaletli değil, düzeltilmesi gerekli. Saygılarımla”

“Akademisyen maaşları sefalet ücretini aratmıyor. YÖK’ün bu konuda mutlaka birşeyler yapması lazım. Aksi takdirde akademisyenlerde moral motivasyon sıfır. Bana göre Türkiye’de bilimsel üretim gittikçe düşecek. Bana göre bu şartlarda bilimsel çalışma yapmanın hiçbir anlamı yok.”

“Maalasef Türkiye de akademik personele verilen maaşlar oldukça yetersizdir, bunun yanında diğer memurların maaşlarında iyileştirmeler yapılırken bizimkilere dokunulmadı
bile. ve ilk defa ock ve şubat aylarında zam almadık gerçi alsak bile %3′ü geçmeyecektir. insanın zoruna gidiyor yıllardır hocalık yapıyorum ama yeni işe giren bir polisten, bir
teknikerden çok daha az maaş alıyoruz, aldığımız maaş 1900-2200 arasında değişiyor,bununla ilgili mutlaka bir değişiklik yapılması gerekmektedir. umarım burada yetkililere
sesimizi duyurabiliriz.”

“Eşim Çocuk çocuk yan dal uzmanı ve yardımcı doçent olarak çalışıyor. 7 sene tıp eğitiminin üstüne, 5 sene çocuk uzmanlığı ihtisası ve 3 sene yan dal uzmanlık eğitimi. Aldığı maaş 1900 TL’dır. 4 senelik fakülteden mezun değişik görevlerdeki uzman arkadaşlar da buna yakın maaş almaktadırlar. Şu anda batıda çalışan doçentler 2500, yeni profesörler 3100 Tl civarı maaş almaktadır. Gerçekten içler acısı bir durum sözkonusu.”

“Sayın YÖK başkanım, bu maaş politikası ile devam edilmesi durumunda mezunlar arasından en başarısız olanların, özel sektörde veya üniversiteler dışındaki devlet kurumlarında iş bulamayanların en son tercih ettiği meslek grubuna dönüşmek üzereyiz. Üniversitelerimizin özellikle bazı bölümlerinde doktoralı eleman bulmak bir yana ÖYP programına başvuracak yeni mezun bile bulamıyoruz. Üniversite sayısının oldukça arttığı bu dönemde özellikle bazı mühendislik alanlarında sanırım çok ciddi bir nitelik ve nicelik sorunuyla karşı karşıya kalacağız. Devletimizin mali gücü maaş vermeye yetmiyorsa bunu anlayabilirim, fakat idari bir personelin (örneğin fakülte sekreteri), bir polis memurunun, bir uzman çavuşun, diğer kurumlarda çalışan mühendislerin bir öğretim üyesinden fazla maaş almasını anlamak mümkün değil. Tahsil arttıkça maaş düşüyor. Saygılarımla”

“genç yaşta doçent olan başarılı bir akademisyen arkadaşımın maaşı 2500 tl. yani yeni göreve başlayan bir polis memurunun maaşı ile aynı hatta biraz düşük… bilime verilen önem ortadayken kimse bu ülkenin akademisyenlerinden literatüre katkı yapması için bir beklenti içine girmesin…Ek ders, ek iş, danışmanlık, bilirkişilikle maddi imkan aramak varken kim oturup günlerini aylarını alacak çalışma içine girer ki. üstelik girse bile temin etmesi gereken kaynak teçhizat vs gibi ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak ki..”

“Okutman ve Öğretim Gör. akademisyen kadrosunda olmasına rağmen özlük haklarına sahip çıkan bir makam maalesef ben göremedim. Memurun maaşı 2.150 tl olurken, Okutman ve Öğretim Gör. 1900 Tl. maaş almakta. Böyle bir garabetin, yetkili büyüklerimiz farkında mı? Prof. maaşı, Fakülte sekreteri kadar olursa diyecek fazla birşey yok.”

“Sanırım sayın başbakana öğretim üyesi maaş bilgisi olarak Van gibi illerde görev yapan profesörlerin maaş bilgisi iletiliyor. Yani sayın başbakan maaşlar konusunda eksik bilgilendiriliyor. Hâlbuki doğuda çalışan bir öğretim üyesinin maaşıyla batıda çalışanın maaşı arasında fark olduğu gibi maaşlar akademik unvana göre de farklılaşmakta. Sayın başbakan Ankara’da çalışan bir yardımcı doçentin maaşını öğrense bu konuda bir girişimde bulunur belki.”

“Özellikle yardımcı doçent, öğr.gör., okutman, uzman ve arş.gör. arkadaşların maaşları çok komik durumdadır. YÖK başkanı bu konuya acilen el atmalı. İki yıllık mezun yüksekokul sekreteri, dirsek çürütmüş bir yardımcı doçentten fazla maaş alıyor. Gel de bu maaşla araştırma yap. Gel de dünyanın ilk üniversiteleri arasına gir.”

“Evet yıllardır öğretim üyelerinin maaşlarına herhangi bir düzeltme gelmedi, ben M.K.Ü Veteriner Fakültesinde yrd. doç. dr. olarak çalışıyorum, bu gün bir yardımcı doçent 2400 Tl maaş almakta, mezun ettiği öğrencisi kpps ile atandığında 2800 TL maaş alıyor, (veteriner hekim, ziraat müh) alsın kimsenin maaşında gözümüz yok, biz akademisyenlerin maaşlarına artık bir düzeltme yapılmanın zamanı gelmiştir, bu konuda inanıyorumki sayın yök başkanımız bir girişimde bulunup 2012 yılında bu konuyu çözüme kavuşturacaktır.”

Fazla söze gerek yok, her şey ortada. Mesajlar çok olduğu için hepsini buraya almamız mümkün değil, isteyenler YÖK internet sitesindeki foruma serbestçe üye olup mesajların hepsini okuyabilirler. Üniversiteler bir ülkenin lokomotifidir, TÜSİAD bile öğretim üyelerinin maaşının artırılmasını öneriyor. Eğer daha kaliteli ve dünyayla yarışacak düzeyde bilim üretecek bir üniversite yapısı istiyorsak, öğretim üyelerimize sahip çıkmalı, bu mesleği daha cazip hale getirmeliyiz. Ülkemizde yapılan birçok iyi ve doğru işin yanında bu konu eksik kalmış gözüküyor.

Not: Son yazımızda yüz ve uzuv nakli yapan meslektaşlarımızın başarıları ile övünmüştük. Sonra Hacettepe’den uzuv nakli yapılan hastanın kaybedildiği haberi geldi. Bir anda medya gerçek yüzünü gösteriverdi. Tabir yerindeyse ağzı olan konuştu, konu hakkında hiçbir bilgisi olmayanlar yorumlar yaptı. Arkadaşlarımızın yaptığı büyük iş, cesaretleri, çabaları, fedakârlıkları göz ardı edilmeye çalışıldı. Oysaki ameliyatın başından beri meslektaşlarımız her türlü komplikasyonun gelişebileceğini ve operasyonun ne kadar zor bir iş olduğunu defalarca belirtmişlerdi. Önemli olan bir şeyi ilk kez yapmaya cesaret etmek ve yapılabileceğini göstermektir. İlk cesareti gösterenler daha sonrakilerin önünü açarlar. Şu anda rutin ameliyatlar gibi yapılan böbrek, karaciğer ve kalp nakillerinde de böyle olmuştur. Nakillerin ilk yapıldığı hastalar kaybedilmiştir, ama bu işin yapılabileceği gösterilmiş ve sonradan büyük başarılar elde edilmiştir. Herkesi daha sağduyulu olmaya ve meslektaşlarımıza haklarını teslim etmeye çağırıyoruz.
Prof. Dr. Bumin Dündar