REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER


Mevcut YÖK kanununa göre üniversiteler olağanüstü yetkili rektörlerimiz tarafından idare edilmekte ve rektörlük atamaları için üniversitelerde öğretim üyelerinin katıldığı seçimler yapılmaktadır. Seçimlerde en çok oyu alan 6 aday YÖK’e bildirilmekte ve YÖK bunlar arasından istediği 3 adayı, istediği şekilde sıralamaya sokarak, Cumhurbaşkanlığı Makamına sunmakta, Sayın Cumhurbaşkanımız da 3 adaydan istediği kişiyi rektör olarak atamaktadır.
Rektörlük seçimleri ve atamaları için, geçmişte ve günümüzde rektörlerin aşırı yetkilerini sorgulayan ve rektörlük seçim sisteminin yanlışlıklarını ortaya koyan yazılar yazılmış ve yorumlar yapılmıştır. Çünkü geçmiş dönemlerde üniversitelerimiz, bu eleştirilen konularda çok ciddi sıkıntılar yaşamıştır. Ancak ne yazık ki günümüze kadar herhangi bir düzenleme yapılamamıştır.
Öğretim Üyeliğim boyunca 2 adet rektörlük seçimine canlı olarak tanık oldum, sıkıntıları bizzat yaşadım. Başka üniversitelerdeki seçimleri ve atamaları da yakından takip etme olanağı buldum. Bu konuda aslında herkesin bildiği önemli yanlışlara tekrar dikkat çekmek istiyorum.

Yanlış 1. Aday olma şartları
Öncelikle rektörlük adaylığı için bir üniversitede profesör olmak yeterli. Dolayısıyla profesör olan herkes adeta kendini potansiyel rektör adayı olarak görüyor. Hatta profesörlük unvanınız varsa, gidip istediğiniz üniversitedeki seçimlerde aday olabiliyorsunuz. Bugün profesör oldunuz, yarın aday olabilirsiniz. Acaba her profesörün aday olabilmesi doğru mu? Bizce cevap hayır. Mutlaka belli sınırlamalar getirilmeli diye düşünüyoruz. Geçmişte bir tane bile uluslar arası yayını olmayan kişiler rektör atanabilmiştir. Rektörlük atamaları için, adayların akademik özgeçmişi, iş deneyimleri, çalışma süreleri, bilimsel yayınlarının sayı ve kalitesi gibi kıstaslar göz önüne alınmalı ve bunlarla ilgili belli ölçütler getirilmelidir. Bu ölçütler sağlıklı bir şekilde oluşturulabilirse, gerçekten hak eden kişilerin rektör olarak atanmaları kolaylaşacaktır.

Yanlış 2. Seçim mi atama mı?
Mevcut sistemde seçim yapılıyor gibi gözükse de, aslında yapılan bir temayül yoklaması, ama geçmiş dönemlerde sıkça karşılaşıldığı gibi, her zaman bu temayüle de uyulmuyor. Geçmişte bir-iki oy alan veya sıralamaya bile giremeyen kişilerin, öğretim üyeleri ile dalga geçer gibi rektör atanmaları hiç de nadir olmayan bir durumdu. Seçim atmosferi üniversiteleri gerginleştiriyor, ilişkileri zedeliyor, çalışma ortamını bozuyor. Seçilen rektör bir dahaki seçimi düşünerek ona göre kadrolaşmaya gidiyor, liyakat ve akademik özellikler geri plana itiliyor, tek düşünce benim adamım mı, bana oy verir mi oluyor maalesef. Seçim sonrası atamalarında da seçim sürecini göz önünde bulundurmak zorunda hissediyor kendisini. Sonunda seçim sonuçları da göz ardı edilebildiğine göre, niye seçim yapıyoruz, neyin seçimini yapıyoruz. Önerimiz; rektör adaylarının üniversitelerde seçimle gelmiş bir senato veya akil insanlar konseyi tarafından önerilecek kişilerin arasından, YÖK ve/veya Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından seçilmesidir.

Yanlış 3. Seçimde oy kullananlar.
Rektörlük seçimlerinde sadece yardımcı doçent, doçent ve profesör düzeyindeki kişiler oy kullanıyor. Oysa rektör diğer öğretim görevlisi, uzmanların ve öğrencilerin de rektörü. Eğer gerçekten rektörler seçimle işbaşına gelecekse, ihmal edilen bu kesimlerin de seçimlerde rol alması gerekli, ya da önerdiğimiz konsey veya senato seçimlerinde oy hakları olmalı diye düşünüyorum.

Yanlış 4. Rektörlerin geniş yetkileri.
Rektörlerin sahip oldukları geniş yetkiler mutlaka sınırlandırılmalı ve paylaştırılmalıdır. Bu yetkileri geçmişte gerçekten layıkıyla, hak ve adalet anlayışı içinde kullanan rektörlerimiz elbette olmuştur, günümüzde de mutlaka vardır. Ancak profesyonel yöneticilerin karar verebileceği trilyonluk yatırımları tek bir kişinin yönetmesi, tek kişinin birçok insanın yaşamını ve geleceğini etkileyebilme konusunda sonsuz güce sahip olması ne kadar doğrudur. Aslında görünürde bu yetkiler üniversite yönetim kurulları ile paylaşılıyor gibi gözükse de, mevcut sistemde birçok yerde bunun böyle olmadığı çok iyi bilinmektedir. Geniş yetkilerin ehil olmayan ve kötü niyetli kişilerin eline geçerse ne kadar olumsuzca kullanılabildiğini geçmiş dönemlerde tecrübe ettik. Örneğin bir üniversitemizde dünya çapında çalışmaları olan kardiyolog bir tıp doçentimizin, üniversitenin mediko-sosyal bölümünde görevlendirilip, pratisyen hekim gibi çalışmaya zorlandığına ve kendisine her türlü baskının yapıldığına, ve bu durumun çok vahim sonuçlara yol açtığına şahit olmuştuk. Yıllar boyunca özgürlük ortamı olması gereken ülkemizin gözbebeği üniversitelerimizin, özgürlükler konusunda ne kadar sert yaptırımlara ev sahipliği yaptığına hep beraber tanık olduk. Örnekler o kadar çok ki, geçmişte yapılan haksızlıklar ve zulümler konusunda bir kitap bile yazılabilir. Bu konuda somut örnekleri, ibret olması açısından zamanı geldikçe belki paylaşırız.

Üniversitelerimizde hür düşünce ve huzur ortamını sağlamak istiyorsak, üniversitelerimizin dünyayla yarışan, sağlıklı çalışan, bilim üreten birer ilim irfan yuvası olmasını hedefliyorsak bazı uygulamaları gözden geçirmemiz gerektiğine, anlık menfaatleri bırakıp, uzun vadeli planlamalar yapmamızın şart olduğuna inanıyorum. Yoksa yarın yine çok geç olabilir.

One Response to REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

  1. Nejat Cebeci diyor ki:

    Saygıdeğer Bumin bey kardeşim;

    Rektör seçimleri konusundaki makalenizi ilgiyle okudum. Tespitlerinizden dolayı sizi kutlamak ve yazının bana düşündürdükleri konusunda birkaç kelam etmek istedim.
    Türkiye’nin “bilim toplumu” olması gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkabilmesinin başat koşulu bilimdir.Dolayısıyla ülkemizin gerçekleştirmek zorunda olduğu reformlardan birisi hatta birincisi eğitim-bilim alanında olmalıdır. Bu bağlamda üniversitelerimizin önemi ve tabii ki üniversite yönetimi aslında hayati bir konudur.
    Sizler gibi bilime kendini adayan kişilerin üniversite yönetimi, rektörlük seçimleri hakkında kafa yormaları, böyle tutarlı çıkarımlarda bulunmaları elbette takdire şayandır. Çalışmalarınızın ve başarılarınızın devamını dilerim.
    Cebeci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>