<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çocuk Endokrin</title>
	<atom:link href="http://cocukendokrin.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://cocukendokrin.net</link>
	<description>www.cocukendokrin.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 17:07:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>O48. Türk Pediatri Kongresi Antalya&#8217;da Yapıldı.</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/48-turk-pediatri-kongresi-antalyada-yapildi/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/48-turk-pediatri-kongresi-antalyada-yapildi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 17:03:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=1003</guid>
		<description><![CDATA[48. Türk Pediatri Kongresi 16-20 Mayıs 2012 tarihleri arasında Antalya Side&#8217;de Starlight Otel&#8217;de yapıldı. 1000 kişinin katıldığı ve çok sayıda panel ve konferansın yapıldığı kongrede &#8220;Türkiyede değişen sağlık sisteminde çocuk doktorluğu nereye gidiyor?&#8221; konulu panel büyük ilgi gördü. Katip Çelebi Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bumin N. Dündar &#8221; Büyümeyen Çocuğa]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>48. Türk Pediatri Kongresi 16-20 Mayıs 2012 tarihleri arasında Antalya Side&#8217;de Starlight Otel&#8217;de yapıldı. 1000 kişinin katıldığı ve çok sayıda panel ve konferansın yapıldığı kongrede  &#8220;Türkiyede değişen sağlık sisteminde çocuk doktorluğu nereye gidiyor?&#8221; konulu panel büyük ilgi gördü. Katip Çelebi Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bumin N. Dündar &#8221; Büyümeyen Çocuğa yaklaşım&#8221; konulu bir konuşma yaptı.</p>
<p><a class="lightbox"  title ="tpk2012-2" href="http://cocukendokrin.net/wp-content/uploads/tpk2012-2.jpg"><img src="http://cocukendokrin.net/wp-content/uploads/tpk2012-2-300x209.jpg" alt="" title="tpk2012-2" width="300" height="209" class="alignnone size-medium wp-image-1004" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/48-turk-pediatri-kongresi-antalyada-yapildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Bumin Dündar Canlı yayındaydı.</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/prof-dr-bumin-dundar-canli-yayindaydi/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/prof-dr-bumin-dundar-canli-yayindaydi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 15:50:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[boy kısalığı tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme hormonu]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda boy kısalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gamze Kurt]]></category>
		<category><![CDATA[hipotiroidi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Günler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniasır tv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=991</guid>
		<description><![CDATA[İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Bumin N. DÜNDAR Yeniasır TV&#8217;de canlı yayında &#8220;Sağlıklı Günler&#8221; Programında Gamze Kurt&#8217;un konuğu oldu. Dündar programda 1 saat boyunca Çocuklarda Boy Kısalığı konusunda bilgiler verdi. İzlemek için tıklayın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Bumin N. DÜNDAR Yeniasır TV&#8217;de canlı yayında &#8220;Sağlıklı Günler&#8221; Programında Gamze Kurt&#8217;un konuğu oldu. Dündar programda 1 saat boyunca Çocuklarda Boy Kısalığı konusunda bilgiler verdi.</p>
<p><a href="http://www.ajanspress.com.tr/new_video_stream/tv/001-13002163.wmv"><br />
<strong>İzlemek için tıklayın</strong>&#8230;</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/prof-dr-bumin-dundar-canli-yayindaydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.ajanspress.com.tr/new_video_stream/tv/001-13002163.wmv" length="246252213" type="video/asf" />
		</item>
		<item>
		<title>BİR DOKTORUN FERYADI: BEN ARTIK YOKUM</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/bir-doktorun-feryadi/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/bir-doktorun-feryadi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 15:23:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[doktorun feryadı]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=984</guid>
		<description><![CDATA[Henüz 17 yaşındaydım doktor olmaya karar verdiğimde. Kendi de doktor olan babam bana kıyamadığından karşı çıktı doktor olmama. Annem bundan 10 yıl öncesi olması ve bu güne göre şiddet olayları çok daha az olduğu için aylarca üşenmeden gazetelerden kestiği hekime şiddet olaylarını biriktirmiş, önüme koymuştu beni vazgeçirmek için, yaşlı gözlerle. 17 yaşındaki bir çocuğun inatçılığıyla]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz 17 yaşındaydım doktor olmaya karar verdiğimde. Kendi de doktor olan babam bana kıyamadığından karşı çıktı doktor olmama. Annem bundan 10 yıl öncesi olması ve bu güne göre şiddet olayları çok daha az olduğu için aylarca üşenmeden gazetelerden kestiği hekime şiddet olaylarını biriktirmiş, önüme koymuştu beni vazgeçirmek için, yaşlı gözlerle. 17 yaşındaki bir çocuğun inatçılığıyla ısrar ettim tercihimde ve annemin gözyaşlarına, babamın iç çekişlerine aldırmadan verdim kararımı. Tüm tercihlerim tıp fakültesiydi zaten ama ilk tercihimi kazanmak beni ve ailemi her şeye rağmen gururlandırmıştı tabi.</p>
<p>    Ben öyle herkesin bildiği şeyleri birbir sıralamayacağım burada. 6 yıl ne kadar zorlu bir eğitimden geçtiğimden, uykusuz gecelerimden, stresten yaşadığım hastalıklardan bahsetmeyeceğim. Daha sonra Türkiye&#8217;nin en zor sınavı olan TUS&#8217;ta kendi meslektaşlarımdan yani ülkenin en iyi beyinlerinden oluşan rakipler ile yarışıp ihtisas yapmaya hak kazanmak, daha sonra en az 4 yıllık 2. zorlu maratona başlamak&#8230;Eğer bu sınavı kazanamazsanız insanların adını bile duymadığı yerlere &#8220;zorunlu hizmet&#8221; adı altında gönderilmek, 6 yıl canınızı dişinize takarak çalışıp emek vererek bitirdiğiniz okulun diplomasının size bu görevi yapmazsanız verilmemesi&#8230;Bunlar bu ülkede doktorlar dışında hiçbir meslek grubunun başına gelmiyor, gelmesin de zaten. İhtisas yapıp uzmanlığa hak kazandığımızda 2. kez &#8220;zorunlu hizmet&#8221;imizi yapmazsak uzmanlık belgemizi alamadığımızı biliyor musunuz acaba? Neyse, dedim ya, bunlardan  bahsetmeyecektim aslında.</p>
<p>    Ben doktorluğu insanların gözlerindeki o ışığı görmek için seçtim. Bir çift gözdeki o minnet ifadesini, hani bazılarınızın kazandığımızı sandığınız milyarlara değişmem. Yaşlı bir teyzenin ağrısını dindirdiğimde çantasından küçücük bir çikolata çıkarıp bana vermesi, küçük bir çocuğun yanağınıza kondurduğu dünyanın en tatlı öpücüğü, yakınını kurtardığınız veya sadece şikayetlerini dindirdiğiniz için birinin gözleri dola dola &#8220;Allah sizi başımızdan eksik etmesin&#8221; demesi&#8230;Bunların değerini bilmeyen hiçbir doktorla tanışmadım şimdiye kadar, ve tanışacağımı da sanmıyorum.</p>
<p>    Ben doktor olduktan sonra artan şiddet olaylarında inanın biz doktorlarda da çok hata buluyorum. Hastalarımla gerçekten ilgilenip onlara vakit ayırdığımda yüzlerinde oluşan şaşkınlık ve minnettarlık ifadesi beni derin düşüncelere sevketmiştir hep. Biz hekimler de suçlu muyduk acaba? Bizden bir önceki nesil yapacağını yapmıştı, evet. Hastalarla ilgilenmemiş, ellerine muyenehane kartlarını tutuşturmuş, bıçak parası almışlardı. Onlardan sizin kadar biz de nefret ediyoruz inanın. Ama bu ülkede yeni yetişen, temiz, tertemiz bir hekim nesli vardı, yetişmekteydi, balta vurdunuz onlara. Çürük elmaların acısını tüm sepetten çıkardınız.</p>
<p>     Düşünüyorum; günde 70-80 hasta gören bir doktor hastasına nasıl zaman ayırıp onlara şefkat gösterebilir ki? Bu bir kısırdöngü gibi; biz hastalarla ilgilenemedikçe onlar bize düşmanca yaklaştılar, biz de onların düşmanca tavırlarına karşılık iyice kabuğumuza çekildik ve ilgisizleştik. Suçlu kimdi? Suçlu sistemdi, her zamanki gibi. Ben yine de bu kısırdöngüyü kendimce kırmaya çalıştım ve hastalara ayırdığım süre kısıtlı olsa da onları dinlemeye, dertlerine çare olmaya çalıştım. Hatta bu konuda bazı hekim arkadaşlarımdan uyarı bile aldım:&#8221;Neden bu kadar uğraşıyorsun? Boşver hastalara bu kadar açıklama yapma&#8221; dediler bana. Kimi zaman, belki yetmişinci hastaya geldiğimde konuşacak hatta gülümseyecek mecalim kalmadı, asık suratlı doktor oldum mu o zaman sizler için? İçinizden küfür ettiniz mi bana? Eminim ettiniz, ama bilin ki, ben o anda belki de yorgunluktan ağlamak üzereydim. Size kızdım belki ben de, cüretkarlığınıza, cahil cesaretinize, ukalalığınıza katlandım, sinirlendim ama sonra unuttum her şeyi; yine sizinle birlikte üzüldüm, sizinle birlikte bazen güldüm, bazen ağladım. Geceleri rüyalarıma girdiniz bazen, ya da sizi düşünmekten uyuyamadım. Siz buna inanmak istemeseniz de, ben sizi hep düşündüm, hep önemsedim.</p>
<p>     Doktor arkadaşım, meslektaşım, yaşıtım Ersin&#8217;i öldürdünüz ya siz, beni de öldürdünüz. Benimle birlikte tertemiz ideallerle bu mesleğe atılan binlerce doktor arkadaşımın içindeki Ersin&#8217;i öldürdünüz. Aniden değil, yavaş yavaş yaptınız bunu aslında. Poliklinikte sıra beklediğiniz için bize küfrederek, acillerde kalp krizi geçiren hasta yerine grip olan kızınıza müdahale etmedik diye burnumuzu, gururumuzu, meslek onurumuzu kırarak, hakkımızda orada burada &#8220;paragöz, şerefsiz doktorlar&#8221; diye yorumlar yaparak yaraladınız bizi. Ve işte sonunda öldürdünüz. Bugün yoğun bakımda 80 yaşında son dönem böbrek yetmezliği olan hastasının öldüğünü hasta yakınlarına söyledikten sonra odasından çıkmaya korkan bir doktor arkadaşımla konuştum telefonda. &#8220;Karanlık bir köşede beni bekleyen bıçak darbelerinden, kurşunlardan, yumruklardan korkuyorum. Sence paranoya mı bu, yoksa gerçekçi bir korku mu?&#8221; diye soruyordu umutsuzca. İçimizdeki vicdanlı doktoru böyle öldürdünüz işte. Yerine kendini sizin için asla riske atmayan, riskli ameliyatlara girmeyen, sizin duygularınızla empati yapmaya çalışmayan, sadece canını, onurunu, gururunu kurtarmayı düşünen bir doktor topluluğu koydunuz. Bizleri siz yarattınız. Evet, sabah yatağımdan kalkarken servisteki hastamı düşünen ben, bundan sonra size gerçekten &#8220;bakmayacağım&#8221;. Yüzünüze bakacağım belki, hatta gülümseyeceğim de size daha sonra beni 184&#8242;e &#8220;doktorun suratı çok asık&#8221; diye şikayet etmeyesiniz diye. Ama sizi gerçekten &#8220;görmem&#8221;. Vazifemi yaparım, gerisine karışmam diyen, sizi anlamayan, sizinle sevinip üzülmeyen, yeri geldiğinde özel sorunlarınızla bile ilgilenip yardımcı olmayan doktorlarla karşı karşıyasınız artık, bunu bilin. Müşteri memnuniyetinden başka bir şey düşünmeyen &#8220;köle&#8221; doktorlar isterken, kaybettiğiniz samimiyeti bir daha asla bulamayacaksınız.</p>
<p>      Meslektaşımız, kader ortağımız Dr.Ersin Arslan&#8217;ın yasını tutarken, farkında olmadan içimizdeki ölen iyiliğin, umudun, şefkatin yasını da tutuyoruz biz. Mutlu musunuz şimdi? Çok istediğiniz, ağzınızdan düşürmediğiniz &#8220;hasta hakları&#8221;na kavuşabildiniz mi bari? Eğer öyleyse sizin adınıza sevinirdim ama artık hiçbir duygunuza ortak değilim, kusuruma bakmayın ne olur.</p>
<p>Dr.P.A</p>
<p>Kaynak: http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/okuyucudan/tr-ben-artik-yokum-1-79-42713.html</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/bir-doktorun-feryadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HEKİME ŞİDDET SON BULSUN</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/hekime-siddet-son-bulsun/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/hekime-siddet-son-bulsun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 09:26:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Editörün Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ersin Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekime şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=969</guid>
		<description><![CDATA[Sonunda oldu, hekimlere yönelik artarak devam eden şiddet sonunda meyvesini verdi. Sürekli doktorlarla uğraşanlar, onları sürekli eleştirenler, hastaların gözünde onları küçük düşürenler, onların da insan olduğunu unutanlar çok mutlu olabilirler. Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi&#8217;nde görevli Göğüs Cerrahisi Uzmanı arkadaşımız Dr. Ersin Arslan bir hasta yakınının bıçaklı saldırısına uğradı ve hayatının baharında, 4 aylık]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sonunda oldu, hekimlere yönelik artarak devam eden şiddet sonunda meyvesini verdi.  Sürekli doktorlarla uğraşanlar, onları sürekli eleştirenler, hastaların gözünde onları küçük düşürenler, onların da insan olduğunu unutanlar çok mutlu olabilirler. Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi&#8217;nde görevli Göğüs Cerrahisi Uzmanı arkadaşımız Dr. Ersin Arslan bir hasta yakınının bıçaklı saldırısına uğradı ve hayatının baharında, 4 aylık çocuğuna doyamadan yaşama veda etti.  Yıllarını vermiş, üniversite sınavında en yüksek notu almış ve tıp fakültesine girmiş, gecesini gündüzüne katmış, fakülteyi bitirmiş, üstüne bir daha sınava girip kazanıp, göğüs cerrahisi ihtisasını bitirmiş ve özveriyle çalışmaya başlamış bir hekim kardeşimizdi Ersin arkadaşımız. Onun da bakmak zorunda olduğu bir ailesi, yaşadığı hayatla ilgili sorunları ve geleceğe yönelik beklentileri ve endişeleri vardı mutlaka. Ama herhalde ölümünün ameliyatını yaptığı bir hastasının yakını tarafından olacağını tahmin etmemişti. Arkadaşımızın yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyor, meslektaşlarımıza yapılan her türlü saldırıyı nefretle kınıyoruz. </p>
<p>Bu tür olaylar meslekten soğutuyor insanı şüphesiz. Mesleğimiz nereye gidiyor diye düşünmeden yapamıyoruz. Hiç hasta görmek istemedi bugün canımız. Baktım diğer meslektaşlarım da benden farksızdı. Ama yine de yapamadım, yapamadık. Muayene olmaya gelen hastaların bir suçu yoktu sonuçta. Mesleğimizin etik değerleri buna izin vermiyordu. 18 senelik hekimlik hayatımızda birkaç kez görevimizi yaparken hakarete uğradığımız olmuştu ama bu kadar çok etkilememişti bizi. Yıllarca hakarete ve saldırıya uğrayan meslektaşımızla da karşılaşmıştık. Neden bu kadar çok etkilenmiştik? Belki mesleğimiz ile ilgili geleceğe dönük duyduğumuz kaygılar bizim daha çok etkilenmemizi sağladı. Belki de son yıllarda  toplumun hekimlere olan negatif bakışı ve davranışlarında giderek artan bir ivme gördüğümüzden bu kadar çok etkilendik. Bu da nereden çıktı demeyin. Son yıllarda pek çok kişinin  yakından takip ettiği dizi filmlerde yansıtılan doktor imajlarını hatırlayın ne olur. Beceriksiz, pısırık, paragöz insanlar görürsünüz çoğunlukla. Her Allahın günü televizyon haberlerinde ve gazetelerde yer alan, doktorları yerin dibine sokan haberlere bir göz atın yeniden. Tüm bunların sonucu olarak son  birkaç senedir hekime yönelik tehditler ve fiili saldırıların  hasta psikolojisi ile açıklanamayacak boyutlara ulaştığını görüyoruz. Bu durum açıkçası beni ve hekim arkadaşlarımı korkutuyor.</p>
<p>Oysa geçmiş yıllarda halkımızın gözünde çok iyi  bir hekimlik imajı vardı kuşkusuz. Bu mesleği seçerken de bu imaj etkili olmadı desek yalan olur. Çocukluğumuzda hekime gitmek çok özel bir durumdu. En yeni elbiseler giyilir, en temiz şekilde hekimin huzuruna gidilmeye çalışılırdı. Onun dedikleri büyük bir dikkatle dinlenir ve uygulamaya çalışılırdı. Hekime gösterilen saygıyı iliklerinize kadar hissederdiniz. Ya şimdi. Yine aynı saygıyı gösterenler olmasına rağmen, maalesef tersi durumlar giderek artıyor. Hekime güvensizlik ve şüpheci yaklaşımlar,  hekimi hor görme sıkça karşılaşılan durumlar oldu. Her yerde kurallara uyan insanlar, hastanelerde kurallara başkaldırır hale geliyorlar. Banka, postane gibi yerlerde sabırla sıra bekleyenler, hastanelerde sabırsız ve saldırgan bir hal almaya başlıyorlar. Tüm bunları hasta psikoloji ile değerlendirmek işin kolayı olacaktır. Bizce bu durumlar nereden kaynaklanıyor mutlaka daha ayrıntılı olarak  irdelenmeli ve özeleştiri yapılmalıdır. Hekimlerin istekleri, eleştirileri mutlaka dikkate alınmalıdır.</p>
<p>Hekimlere yönelik saldırılarla ilgili acil olarak önlemler alınmasının  gerekliliğini artık herkes söylüyor. Artık uygulama zamanı. Hekimlik mesleğinin halkın gözünde yeniden saygıdeğer bir hal almasını sağlamak zorundayız.  Bu tür olayları birbirimizi yıpratma amacı ile kullanmamalıyız. Bu kötü örnekler hekimlerin daha fazla  kenetlenmesi ve dayanışması için bir vesile olmalıdır. Birbirimizle değil, ortak sorunlarımızla mücadele etmeliyiz. Hep beraber bu kutsal mesleğin marka değerini en üstlere taşımak zorundayız. Zaman artık kuru slogan atma, gösteri yapma, küçük hesaplarla uğraşma zamanı değildir. Etkin ve yerinde icraatler yapma, ortak dil ve ortak akılla hareket etme zamanıdır. Yeni Ersinler olmaması için; hekimlerin moral motivasyonunu artıracak,  mesleklerini onurlarıyla, şevkle ve severek yapmalarını sağlayacak önlemler süratle alınmalıdır.<br />
Tüm meslektaşlarımıza tekrar başsağlığı ve sabır diliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/hekime-siddet-son-bulsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigaradan sonraki en büyük tehlike</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/sigaradan-sonraki-en-buyuk-tehlike/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/sigaradan-sonraki-en-buyuk-tehlike/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 09:35:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medyada Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=965</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü’nün artan hastalıkların ikinci nedeni olarak gösterdiği tuz için yapılan araştırmalar tehlikeyi gözler önüne serdi. Tuzun sadece 2 gram azaltılması bile kalp riskini yüzde 25 azaltıyor Ayrıntılar için tıkla&#8230;.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-965"></span>Dünya Sağlık Örgütü’nün artan hastalıkların ikinci nedeni olarak gösterdiği tuz için yapılan araştırmalar tehlikeyi gözler önüne serdi. Tuzun sadece 2 gram azaltılması bile kalp riskini yüzde 25 azaltıyor</p>
<p><a href="http://gundem.milliyet.com.tr/sigaradan-sonraki-en-buyuk-tehlike/gundem/gundemdetay/08.04.2012/1525314/default.htm">Ayrıntılar için tıkla&#8230;.</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/sigaradan-sonraki-en-buyuk-tehlike/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı diye yediğimiz tavuklar sağlıklı değil mi?</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/saglikli-diye-yedigimiz-tavuklar-saglikli-degil-mi/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/saglikli-diye-yedigimiz-tavuklar-saglikli-degil-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Apr 2012 11:16:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medyada Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tavuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=961</guid>
		<description><![CDATA[VATAN Gazetesi’nden Mine Şenocaklı’ya konuşan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar, “Sağlıklı diye yediğiniz tavuklar sağlıklı değil” dedi ve ciddi bir tartışmanın fitilini ateşledi: “Tarım ilaçlarının amaç dışı kullanımı var. Bu, tavukları büyütme amaçlı kullanılan antibiyotik gibi bir durum. Yumurtadan çıkar çıkmaz civcive antibiyotik vermeye başlıyorlar. Bizim üreticimiz inşallah bu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-961"></span>VATAN Gazetesi’nden Mine Şenocaklı’ya konuşan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar, “Sağlıklı diye yediğiniz tavuklar sağlıklı değil” dedi ve ciddi bir tartışmanın fitilini ateşledi:</p>
<p>“Tarım ilaçlarının amaç dışı kullanımı var. Bu, tavukları büyütme amaçlı kullanılan antibiyotik gibi bir durum. Yumurtadan çıkar çıkmaz civcive antibiyotik vermeye başlıyorlar. Bizim üreticimiz inşallah bu konuda bir düzenleme yapacak, umutluyum. BESDBİR, ‘Elimizden geleni yapacağız’ dedi. Fakat antibiyotiğin bu şekilde kullanımı kim tarafından akıl edildiyse, bunu Amerikan akademileri bile anlamış değil. Civcive antibiyotiği verirseniz, bağırsak sisteminin gelişmesini önlüyorsunuz. Normalde yediğimiz besinlerin önemli bir bölümü bağırsak metabolizmasında kullanılıyor çünkü. Dolayısıyla enerji tüketimi azalıyor.<br />
<a href="http://www.haberturk.com/polemik/haber/731787-saglikli-diye-yedigimiz-tavuklar-saglikli-degil-mi"><br />
Ayrıntılar için tıklatın..</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/saglikli-diye-yedigimiz-tavuklar-saglikli-degil-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİYABETLİ OLMAK</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/diyabetli-olmak/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/diyabetli-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 17:54:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Editörün Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Demir]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSYM]]></category>
		<category><![CDATA[pompa]]></category>
		<category><![CDATA[tip 1 diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[YGS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=954</guid>
		<description><![CDATA[Diyabet veya diğer adıyla şeker hastalığı çocuklarda da görebildiğimiz önemli bir hastalık. Çocuklarda daha çok Tip1 diyabet dediğimiz, pankreasımızda insülin salgılayan hücrelerin vücuttaki savunma hücreleri tarafından oluşan reaksiyonla yok edilmesi ve kan şekerini düşüren insülin dediğimiz hormonun salgılanamaması sonucu kan şekerinin yükselmesi ile ortaya çıkan hastalık tipi görülüyor. İnsülin eksik olduğundan diyabetli çocukların diyet ve]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet  veya  diğer adıyla şeker hastalığı çocuklarda da görebildiğimiz önemli bir hastalık.  Çocuklarda daha çok Tip1 diyabet dediğimiz,  pankreasımızda insülin salgılayan hücrelerin  vücuttaki savunma hücreleri tarafından oluşan reaksiyonla yok edilmesi  ve kan şekerini düşüren insülin dediğimiz hormonun salgılanamaması sonucu kan şekerinin yükselmesi ile ortaya çıkan hastalık tipi görülüyor. İnsülin eksik olduğundan diyabetli çocukların diyet ve egzersiz yapmalarının yanı sıra, mutlaka  insülin kullanmaları gerekiyor.<br />
Bir çocukta diyabet tanısı konulunca  ilk şokun etkisiyle ailelerin ilk sorusu bu durumun geçici olup olmayacağı oluyor. Ne yazık ki bazen geçici iyilik hali olsa da diyabet ömür boyu süren bir hastalık ve sürekli verilen tedavileri uygulamak gerekiyor. Devam eden günlerde ise sürekli olarak diyabete kesin çözüm bulunup bulunmadığı soruluyor. Çok önemli çalışmalar yapılsa da, şu an için diyabetin bu tedaviler dışında kesin tedavisi bulunmamakta. Aillelerin ve diyabetli çocuklarımızın doktorlarına güvenmeleri, düzenli kontrollere gitmeleri ve tedavilerine  tam uyum göstermeleri ileride çıkabilecek komplikasyonların önlenmesi açısından çok önemli. Diyabeti iyileştirdiği söylenen  bazıları piyasada satılan bitkisel ürünleri aldatıcı ürünleri kesinlikle kullanmamaları gerekiyor.<br />
Biz çocuk endokrinoloji  hekimleri  diyabetten bahsederken hastalık kelimesini pek sevmiyoruz. Çünkü diyabet kurallarına uyulursa diyabetlileri çok üzmüyor, yaşamlarını çok olumsuz etkilemiyor. Bazı kurallara uyulması şartıyla diyabetlilerin  her türlü sporu yapmaları, yaşamlarını normalşekilde sürdürmeleri mümkün. Günde 4-5 kez insülin iğnesi yapmak, hep yediğine, içtiğine dikkat etmek zorunda olmak, kan şekeri düşüklüğü ve yükseklikleri açısından hep alarm durumunda olmak çocuklar ve onların aileleri için elbette hayatı zorlaştıran etkenler. Ancak özellikle son yıllarda çıkan karbonhidrat sayımı,  insülin pompası gibi yeni tedavi yöntemleri hastaların yaşam konforunu oldukça olumlu etkilemekte.<br />
Diyabetli çocuklar özel durumlara sahipler ve bu özel durumlarının herkes tarafından anlayışla karşılanması, onların sosyal yaşamda normal bir birey olarak yaşamalarının sağlanması gerekiyor. Bu konuda farkındalık açısından derneğimizin yürüttüğü “Okulda Diyabet Programı” son derece önemli. Diyabetllerin sınavlarda karşılaşacakları problemler açısından da Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Diyabet Çalışma Grubu geçtiğimiz aylarda ÖSYM Başkanımızı ziyaret etmiş ve dilekçe ve raporla sınavlara giden diyabetlilere gereken kolaylığı sağlanacağı sözünü almıştı. Sitemizden de bu duyuru yapılmıştı. Ancak ne yazık ki İzmir’de talihsiz bir olay yaşandı. Basından öğrendiğimize göre diyabetli bir çocuğumuz insülin pompası olması nedeniyle sınava girememiş.  Bu üzücü durumdan önemli dersler çıkarmak zorundayız. Burada yanlışlık nerede mutlaka soruşturulmalıdır. İnsanların hayatlarıyla bu kadar kolay oynanmamalıdır. Bundan sonraki olabilecek sorunlar açısından bu durum örnek teşkil etmelidir. Yetkililerin  gerekli önlemleri alacağına inanıyoruz.<br />
Prof. Dr. Bumin Dündar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/diyabetli-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ETİK ve AHLAKİ DEĞERLER</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/etik-ve-ahlaki-degerler/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/etik-ve-ahlaki-degerler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2012 11:34:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Editörün Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Bumin Dündar]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[insani değerler]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=935</guid>
		<description><![CDATA[Etik terimi Yunanca ethos yani &#8220;töre&#8221; sözcüğünden türemiştir. Etik kelime anlamı olarak töre bilimi demektir. Doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil ile adil olmayanı ayırt etmek ve doğru, haklı, iyi ve adil olduğuna inanılan şeyleri yapmaktır. Türkçede etik sözcüğü ahlak sözcüğü ile eş anlamlı olarak da kullanılır. Ahlak; toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="lightbox"  title ="etik" href="http://cocukendokrin.net/wp-content/uploads/etik.jpg"><img src="http://cocukendokrin.net/wp-content/uploads/etik.jpg" alt="" title="etik" width="364" height="326" class="alignnone size-full wp-image-951" /></a>Etik terimi Yunanca ethos yani &#8220;töre&#8221; sözcüğünden türemiştir. Etik kelime anlamı olarak  töre bilimi demektir. Doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil ile adil olmayanı ayırt etmek ve doğru, haklı, iyi ve adil olduğuna inanılan şeyleri yapmaktır.</p>
<p>Türkçede etik sözcüğü ahlak sözcüğü ile eş anlamlı olarak da kullanılır. Ahlak; toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kurallarıdır.</p>
<p>Etik ve ahlaki değerler genellikle yazılı olmayan kuralları içerirler. Bir kısmı dinsel öğeler içermektedir, bir kısmı ise toplum hayatının getirdiği tarihsel tecrübelerden oluşturulmuşlardır. Hak ve hukuk temelinde, özünde insan ve toplumun mutluluğunu hedef alan evrensel kurallar manzumesini oluştururlar. Her toplum ve mesleki grup için bazı farklılıklar içermekle beraber, genellikle benzerdirler. Kişisel kaprislerle  insanları hak etmedikleri muamelelere tabi tutmak, elindeki gücü kişisel menfaatlerine alet etmek, meslektaşlarının başarısızlığı için çalışmak, kendi menfaati için haksız yere meslektaşlarını karalamak, sırf reklam amaçlı mesleği ile ilgili konularda yanlış bilgiler vermek (örneğin tıpta yanlış tedaviler uygulamak),  insanları küçük düşürme amaçlı davranışlarda bulunmak,  insanlar hakkında yanlış bilgiler yaymak, özünün sözünün bir olmaması vb davranışlar etik ve ahlak dışı davranış şekilleridir.   </p>
<p>Aslında önem verilir ve uygulanırsa bireyleri ve toplumu mutlu edecek etik ve ahlaki değerlere insanoğlu nedense sıklıkla uyum göstermez ve bu kurallara karşı aksi yönde davranışlar sergiler. Peki insanoğlunu buna iten sebepler nelerdir?</p>
<p>Birçok sebep olmakla beraber, en önemlileri olarak aşırı hırs, kıskançlık, bilgisizlik, makam ve mevkilerin  insanda hissettirdiği sınırsız güç  duygusu sayılabilir.</p>
<p>Balzac, “hırs ve tamahın başladığı noktada saf duygular sona erer” diyor. Aşırı hırs ve kıskançlık bizi saf duygulardan uzaklaştıran, doğruları yapmaktan alıkoyan en önemli etkenler. Örneğin hekimlik mesleğinde son yıllarda karşılaştığımız “Holywood Sendromu” denilen ünlü olma isteği, her zaman ben daha iyiyim duygusunda olma, sürekli meslektaşlarını eleştirme ve beğenmeme durumları hem mesleğimizi rencide ediyor, hem de toplumumuzun hekimlik mesleği hakkındaki düşüncelerini olumsuz yönde etkiliyor ve sağlık konularında yanlış bilgilendirilmesine neden oluyor. Hekimler arasındaki olumlu ilişkileri de zedeliyor. </p>
<p>“Bu dünya Sultan Süleyman’a bile kalmamış” lafını hepimiz biliriz. Ama ne yazık ki geçmişe dair binlerce örnek olmasına rağmen, iyi örnekler olsa da, birçok insanın eline iktidarı ve gücü alınca ahlaki ve etik değerlerden hemen uzaklaştığını görürüz. Pek çok kişide alçak gönüllülük ve mütevaziliğin bir anda kaybolduğuna, insanlara tepeden bakılır bir hale gelindiğine şahit oluruz. İşte bu yüzden makam ve mevkiler insanların gerçek yüzlerini gösteren en önemli aynalardır. İnsanlık tarihinde pek çok örneği olduğu gibi, yakın tarihimizde de kendilerine verilen iktidar ve gücün bir hizmet aracı olduğunu unutarak, iktidar ve gücün kendilerinden hiç gitmeyeceğine inanarak; etik, ahlaki ve insani değerlerden, haktan, hukuktan ve adaletten uzaklaşan, adeta canavarlaşan, liyakatten nasibini almamış yönetici konumunda birçok örnek şahsiyete toplum olarak tanık olduk.  Ama bu tür kişiler ne yazık ki büyük ve değerli insan olamadılar, ne kadar ulvi gayelerle hareket ettiklerine inansalar da,  toplumumuzca hoş karşılanmadılar ve hep kötü anılıyorlar ve anılmaya da devam edecekler. </p>
<p><strong>Büyük ve değerli insan olmak için etik ve ahlaki değerlere önem vermek zorundayız. Tarihimize iz bırakmış büyük ve değerli insanların yaşamlarını örnek almalıyız. Küçük işlerle uğraşanlar, gereksiz hırs ve kıskançlıklarla hareket edenler, geçici makam ve mevkilerin büyüsüne kapılıp fildişi kulelerinden inemeyenler  mutlaka sonunda kaybedenlerdir. Başkalarının bizi takdir etmesini istiyorsak, biz de başkalarını taktir etmeyi öğrenmeliyiz. Eğer kalıcı başarılar istiyorsak etrafımızda sürekli bizi göklere çıkaran ve her yaptığımızı alkışlayanlar değil, bizi uyaran, bize acı da olsa doğruları söyleyen, yeri geldiğinde eleştiren kişilere daha fazla yer vermek zorundayız.<br />
Bu vesile ile  daha önce yazdığımız “Büyük insan notu”nu sizlerle bir kez daha paylaşmak istiyorum.</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bumin N. DÜNDAR</p>
<p><strong>Büyük insanlar</strong><br />
Her zaman ve her mekanda büyük düşünenlerdir<br />
Büyük hedeflerin vizyonlu ve misyonlu insanlarıdırlar<br />
İleri görüşlü , gelişmeye ve yeniliklere açık<br />
Bağnazlığa,  gericiliğe  ve taassuba kapalıdırlar<br />
Zorlaştırıcı değil kolaylaştırıcı<br />
Nefret ettirici değil  müjdeleyicidirler<br />
Her an ve mekanda  önderdirler<br />
Paylaşmak ve fikir almak  onlar için önemlidir<br />
Üretenle,  çalışanla, işinin ehliyle  kavga etmezler<br />
Asla küçük işlerin büyük adamı değildirler<br />
Hayata hep olumlu ve umutla bakarlar<br />
Çözümsüzlük, umutsuzluk ve olumsuzluk  onlara uzaktır<br />
En umutsuz anlarda en umutlu onlardır<br />
En çaresiz durumlarda çare onlardadır<br />
Liyakat, ehliyet, doğruluk, dürüstlük önemli kavramlardır onlar için<br />
Kıskançlık, riyakarlık ve kindarlık  onlara yabancıdır<br />
Kendi başarısı arkadaşlarının başarısı<br />
Arkadaşlarının  başarısı onların gururu ve sevincidir<br />
Kompleksli değillerdir çünkü<br />
Makam, mevki ve ünvanları ne olursa olsun<br />
İşini en iyi yapmaya çalışanlardır<br />
Hep çok çalışkanlardır<br />
Makam ve mevkiler sadece ama sadece hizmet aracıdır onlar için<br />
Kendine değil halka ve ülkeye hizmet<br />
Sevgi ve saygı kendiliğinden oluşur onlara<br />
Mert, dürüst, samimi, güvenli, zeki ve  mütevazi<br />
Kısaca adam gibi adam güzel insanlardır onlar<br />
Onların da hataları, zaafları, kusurları ve eksiklikleri olabilir<br />
Ama yaptıkları işler ve bıraktıkları eserler tüm bunların önündedir<br />
Sadece hayattayken değil<br />
Öldükten sonra da aramızda yaşayanlardır<br />
Hayattayken belki değerleri çok iyi bilinmez<br />
Ancak bu dünyada yokken  bile<br />
Hep sevgiyle, saygıyla ve de eserleriyle anılıyorsa bazı insanlar<br />
Bilin ki onlar büyük, önemli ve değerli  insanlardır  </p>
<p>BND</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/etik-ve-ahlaki-degerler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz Yazdı: &#8220;Türk Usulü Holywood Sendromu&#8221;</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/prof-dr-atilla-buyukgebiz-yazdi-turk-usulu-holywood-sendromu/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/prof-dr-atilla-buyukgebiz-yazdi-turk-usulu-holywood-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2012 09:48:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[atilla büyükgebiz]]></category>
		<category><![CDATA[Holywood Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=924</guid>
		<description><![CDATA[Türk usülü ‘’Holywood Sendromu’’ Amerika Birleşik Devletlerinde bilim dünyasında ‘’Holywood sendromu’’ sıkça kullanılan bir deyimdir. Bilim adamlarının , üst düzey bilimsel yayınları hakemli, saygın dergilerde yayınlandığında kendilerinde Holywood starı gibi bir ayrıcalık ve farklılık hissederler ve isimlerinin bilim dünyasında varlığının devam etmesi için çalışırlar; daha çok dergide yayınlarını görmek isterler ve bu böylece devam eder.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk usülü ‘’Holywood Sendromu’’</strong></p>
<p>Amerika Birleşik Devletlerinde bilim dünyasında ‘’Holywood sendromu’’ sıkça kullanılan bir deyimdir. Bilim adamlarının , üst düzey bilimsel yayınları hakemli, saygın dergilerde yayınlandığında kendilerinde Holywood starı gibi bir ayrıcalık ve farklılık hissederler ve isimlerinin bilim dünyasında varlığının devam etmesi için çalışırlar; daha çok dergide yayınlarını görmek isterler ve bu böylece devam eder.<br />
Türkiye’deki ‘’Holywood Sendromu’’ ise, ABD’nin tam tersi bilim dışı ortamda seyrediyor. İsimlerinin önünde prof, doç veya öğretim üyesi olan bazı akademisyen veya meslek erbabları, holywood sendromunu daha çok televizyon veya yazılı basında boy göstermek şeklinde yaşıyor; bazı sansasyonel çıkışlarla sürekli tv veya yazılı basında görünmek ihtiyacını hissediyorlar. Bu kişilerin kimlikleri incelendiğinde sağlıkla ilgili konuşanların hekim dışı kimseler oldukları ve kendi ürünlerini pazarlama telaşında bulundukları gözleniyor. Örneğin, diyabetin otla tedavisi, boy uzatan karışımlar, tansiyon düşürme, kuvvet verme karışımları gibi…<br />
Bir diğer ‘’Holywood Sendromu’’na yakalanan grup ise bazı öğretim üyesi hekimler…. Süt içmeyin diyen genel cerrah veya onkolog, tansiyon düşürme ilacı almayın diyen göğüs hastalıkları uzmanı, GDO’lar zararlıdır çocuklarda erken ergenlik yapar, kanser yapar diyen, yumurta kolesterolü yükseltmez diyen  kalp cerrahı…. Konunun uzmanı olan, yıllarını bu bilim dallarına vermiş olan öğretim üyeleri gerçeği söyleyince de onları haksızlıkla ve bilgisizlikle suçlayabilen , her şeyi bilen !! bu bilim adamlarının ortaya attıkları tezlerin birkaç dergide yayınlanan makale bilgisi olduğunu ne yazık ki halkımız bilmiyor. Bu kişiler de bir bilginin kesinleşmesi için, bir iki araştırma makalesinin yeterli olmadığını; birçok saygın merkezin çalışmaları sonucunda ortak görüş elde edildiği zaman ancak halkla paylaşılabilineceğini bilmelerine rağmen, ‘’Holywood Sendromu’’ nedeniyle sürekli tv lerde yer alıp halka yanıltıcı bilgiler veriyorlar. Çocuklar süt içmiyor, insanlar tansiyon ilacı kullanmıyor,ot bulamaçlarına paralar verip diyabet tedavi etmeye, boy uzatmaya kalkılıyor.<br />
Meşhur Ducan diyetinin mucidi DrPierre Ducan’ın ‘’bir doktor,görüşlerinin toplumda uyandıracağı yankının farkında olmalıdır’’maddesine aykırı hareket ettiği nedeniyle Fransa da etik kurul tarafından cezalandırılıp, lisansının engellenmek üzere olduğunu hatırlatmak isterim. Türkiyede de böyle caydırıcı cezalar olmadıkça ne yazık ki kişisel menfaatler için, topluma yanıltıcı bilgiler vermek devam edecek gibi gözüküyor.</p>
<p>Prof.Dr.Atilla Büyükgebiz<br />
İstanul Bilim Üniversitesi<br />
Çocuk Endokrinoloi BilimDalı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/prof-dr-atilla-buyukgebiz-yazdi-turk-usulu-holywood-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öksürük şurubu yasaklandı!</title>
		<link>http://cocukendokrin.net/oksuruk-surubu-yasaklandi/</link>
		<comments>http://cocukendokrin.net/oksuruk-surubu-yasaklandi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 23:35:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Bumin Dündar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medyada Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük şurubu]]></category>
		<category><![CDATA[yasaklandı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cocukendokrin.net/?p=919</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada öksürük şurupları tartışılmaya başlandı. Sabah&#8217;ın haberine göre, Belçika hükümeti yeni aldığı kararda çocuktaki ciddi hastalıkları perdelediği ve yaşam kalitesine herhangi bir katkısı da bulunmadığı için 6 yaş altındakilerin reçetelerine öksürük şuruplarının yazılmasını yasakladı. Türk doktorlar da artık şurupları kolay kolay reçetelerine yazmadıklarını söylüyor. Ayrıntılar için tıkla&#8230;.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-919"></span>Dünyada öksürük şurupları tartışılmaya başlandı. Sabah&#8217;ın haberine göre, Belçika hükümeti yeni aldığı kararda çocuktaki ciddi hastalıkları perdelediği ve yaşam kalitesine herhangi bir katkısı da bulunmadığı için 6 yaş altındakilerin reçetelerine öksürük şuruplarının yazılmasını yasakladı. Türk doktorlar da artık şurupları kolay kolay reçetelerine yazmadıklarını söylüyor.<br />
<a href="http://www.haberturk.com/saglik/haber/729632-oksuruk-surubu-yasaklandi"><br />
Ayrıntılar için tıkla&#8230;.</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cocukendokrin.net/oksuruk-surubu-yasaklandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

